20 Ağustos 2016 Cumartesi

Etkinlik: Baskılar Neyi Amaçlar


Baskılar Neyi Amaçlar
16:00: Azerbaycan’daki Anarşist Hareket ve Baskılar
Azerbaycan’dan yoldaşlarımız Azerbaycan’daki anarşist hareket ve sosyal mücadelelerden, yüzleştikleri devlet baskısından ve son tutuklamalardan bahsedecekler.  

18:00: Avrupa’da Anarşistlere Operasyonlar

19:00: Forum

Geçen yıllarda Avrupa’da anarşistlere karşı birçok operasyon gerçekleştirildi. Devletler bu operasyonlardan “anti-terör” kanunlarının alanını genişleterek ve polis birimlerinin uluslararası işbirliğini büyüterek çıkar sağladı. Türkiye’ de 2012 1 Mayıs’ını, İspanya’daki, İtalya’daki son operasyonları, Belçika’da hala devam eden duruşmaları, Hollanda’daki gözaltıları ve Aachen’daki banka soygunundan yargılanan anarşistleri unutmadık. Anarşistlerin ve bütün devrimcilerin her gün yüzleştikleri baskılar hakkında söylenmek yerine bu tür baskıcı operasyonların ne amaçladığını ve bu baskılarla nasıl başa çıkacağımızla ilgili bir forum gerçekleştirmek istiyoruz.


Bütün bu soruları göz önüne alarak bir makale çevirdik:

DEVLET BASKISI VE SINIRLARI
Baskı bu toplumun yıkımı uğruna savaşanlar için kaçınması zor bir mevcudiyettir. Eğer özgürlüğümüz için savaşıyorsak kendimizi devletle ve onun çeşitli baskı aygıtlarıyla karşı karşıya buluruz: sokaklardaki polislerden, mahkemelere, hapishanelere kadar.
Bir gün hapishanede son bulacağımız gerçeği bütün devrimcilerin hesaba katması gereken acı bir bakış açısıdır. Baskılar bazı yoldaşlarımıza ulaştığında, amacının sadece bazı sınırları aşanları “cezalandırmak” veya hapsetmek olmadığını aynı zamanda mücadeleyi, projeleri, dinamikleri durdurmayı veya engellemeyi amaçladığını unutmamalıyız. 

Baskı Kişisel Bir Şey Değildir
Baskı geldiğinde tepkilerden biri de geri çekilmedir. Hemen sığınacak yer ararız. Problemlerle açık bir şekilde mücadele edilmez, olup bitenler her ne kadar konuşulsa da bunlar, sanki baskılar herkesi ilgilendirmezmişçesine,  açık değil küçük gruplar içinde konuşulur.( Aslında baskılar sadece anarşistleri değil bütün toplumu ilgilendirir.)
Ben şahsen bunun büyük bir hata olduğunu ve baskılarla yüzleşirken bunun yapmamız gerekenin tam tersi olduğunu düşünüyorum. Açık olması gereken bir şeyi gizlemek bir anlam ifade etmez.
Sonunda, baskı sadece bir kişiyi veya “hayalet” bir anarşist hareketi ilgilendirmez, olası isyancılara gözdağı vermeyi amaçladığı için bütün toplumu ilgilendirir. Eğer bir yoldaşımız tutuklanırsa, bunun hakkında konuşmama tabusunu yıkmamız gerekir. Kim bilir belki neler olup bittiğini anlattığımızda “dışarıdan” başkaları tutsak yoldaşımıza yakınlık duyacaktır. 

Dayanışma?
Baskı ile ilgili sık sık aklımıza gelen diğer bir soru da dayanışmadır.
Söylemek üzere olduğum şeyi yanlış anlamayın: Hapishanedeki veya zorluk çeken yoldaşlarımıza sahip çıkmak gereklidir ancak “baskılarla mücadele” ve yoldaşlarımızı desteklemek söz konusu olduğunda birçok kişi için öncelik bir şeyleri ithaf etmek haline gelir, çoğu zaman bu yoldaşların hapse girmeden önce mücadelenin içinde olduğu ve bu mücadelenin bu yoldaşların eksikliği yüzünden zora girdiği unutulur.

Bence dayanışma aynı zamanda mücadeleye ve projelere devam etmek ve bunların bazı yoldaşların tutuklanmasıyla bölünmesini kabul etmemektir. Öteki türlü kendimizi bir kısır döngünün içinde buluruz: bazı yoldaşlarımız tutuklanır- baskılara karşı mücadele verilir- başka gözaltılar, vb… bundan çıkış yolu bulamayız. Biz anarşistler olarak unutmamalıyız ki, bizim amacımız sosyal devrimdir ve devlet var oldukça baskı da var olacaktır. Eğer baskı ile mücadele edeceksek, devletin yıkımı için savaşmalıyız.

İttifaklar? 
Baskılar bize vurduğunda, çoğu zaman tecridi kırmaktan bahsederiz. Bu genel anlamda katıldığım bir prensip. Ancak çoğumuz için tecridi kırmak bizden çok farklı amaçları olan az çok devrimci gruplarla internet ittifakı kurmaktır. Biz devleti yok etmek istiyorsak, onlar devleti ele geçirmek ve bazı “aşırılıkları” önlemek için yeniden düzenlemek isterler. Bunun mantığı şudur: Az sayıda ve “zayıf” olduğumuz için sayıca üstün güçlerden “koruma” istemeliyiz. Tecridi kırmak bu anlamda söz konusu fikirler olduğunda paylaşacak hiçbir şeyimiz olmayan politik gruplara açılmak demektir.

Tecridi kırmak, benim gördüğüm anlamda farklı bir şeydir: Diğer politik gruplara açılmak yerine, bizim gibi baskı altında olanlarla veya diğer devrimci azınlıklar yerine potansiyel isyancılarla suç ortaklığı içinde olmalıyız. Bu nedenle iletişim kanalları açmak önemlidir.(bildiriler, posterler, gazeteler, sokaktaki inisiyatifler) Fikirlerimizi iyi veya kötü günde sokaklara taşımalıyız.

Alıntı: Dissonanz. 33. 3 Ağustos 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme